Dolar : Alış : 5.3563 / Satış : 5.3659
Euro : Alış : 6.1030 / Satış : 6.1140
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul10°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 362 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

MEDRESET-ÜZ ZEHRA İDEÂLİ (GAYE-İ HAYAL) 3.SAYI

18 Haziran 2016 - 559 views kez okunmuş
Ana Sayfa » BEDİÜZZAMAN»MEDRESET-ÜZ ZEHRA İDEÂLİ (GAYE-İ HAYAL) 3.SAYI
MEDRESET-ÜZ ZEHRA İDEÂLİ (GAYE-İ HAYAL) 3.SAYI

2- Hatalı Kıyasların Önüne geçme

Medreset-üz Zehra,aynı zamanda mantık hatalaralarından kaynaklanan yanlış değerlendirmelerin, önüne. geçecek bir proje idi.
Said Nursi, bu kıyaslamaları şöyle ifade etmişti:
1-İşte o kıyaslar, maneviyatı maddiyata kıyas edip Avrupa sözünü onda dahi hüccet tutmak.
2-Hem de bazı fünunda meşhur olanların, başkasında da sözünü hüccet tutmak.
3- Hem de bazı fünun-u cedideyi bilmeyen ülemanın sözünü, ulûm u diniyede dahi kabul etmemek.
Hem de fünun-u cedidede mehareti için gurura gelip, dinde de nefsine itimad etmek.
4-Hem de selefi halefe, maziyi hale kıyas edip haksız itirazda bulunmak gibi fasid kıyaslardır. Münazarat – 85
işte bu fasit kıyaslar din ve bilim arasında gerçeğe tekabül etmeyen bir çatışmayı netice veriyordu. Bu fasit alandaki çatışmanın çaresi olarak da Medreset-üz Zehra düşünülmüştü.

3- İhtisaslaşmanın İhmal Edilmemes

Klasik medrese geleneği tek merkezli ve uzmanlaşmaya uygun bir eğitim sistemi içermiyordu. Medreset-üz Zehra bu eksiği de giderecekti.
Medreselerde uzman/ mütehassıs yetiştirebilmek için, iş bölümü/ branşlaşmaya geçilmesi bölümler arasında geçişe fırsat vermekle beraber her bölümden mütehassıs/uzman yetiştirmeye imkan tanınmasıdır.
Bediüzzaman şöyle der:”Taksim-ül a’mal kaidesini bitamamiha tatbik etmek.. tâ şubeler birbirine medhal ve mahreç olmakla beraber, herbir şubeden mütehassıs çıkabilsin.” Münazarat – 86
“Sâni’-i Zülcelal’in hilkat-i âlemde cari ve taksim-ül a’mal kaidesinden akan kanun-u tekemmül ve terakkide mündemiç olan rıza ve işaretinin imtisali farz iken, itaat tamam edilmemiştir. Şöyle: Kaide-i taksim-ül a’mali muktezi olan hikmet-i İlahiyenin dest-i inayetiyle beşerin mahiyetinde ekmiş olduğu istidadat ve müyulatla şeriat-ı hilkatin farz-ül kifayesi hükmünde olan fünun ve sanayiin edasına bir emr-i manevî vermişken, sû’-i istimalimiz ile o istidaddan tevellüd eden meyile kuvvet ve meded verici olan şevki bu hırs-ı kâzib ve şu re’s-i riya olan meyl-üt tefevvuk ile zayi’ edip söndürdük. Elbette isyan eden, cehenneme müstehak olur. Biz de bu hilkat denilen şeriat-ı fıtriyenin evamirine imtisal edemediğimizden cehennem-i cehl ile muazzeb olduk. Bu azabdan bizi kurtaracak, taksim-ül a’mal kanunuyla amel etmektir.”Muhakemat – 29
Medreset-üz Zehra mezunlarına istihdam imkanı da tanınmalı idi. Çünkü iş imkanı olmayan öğrencilerin gelecek endişesi ve öğerendiklerini kulanacak zemin bulamaması, hedeflenen neticenin akim kalmasına sebep olur.
Bu gerçeği, Said Nursi Münazarat isimli kitabında şifade etmiştir:
“mekatib-i âliye-yi resmiyeye müsavi tutmak ve imtihanları, onların imtihanları gibi müntic kılmak, akîm bırakmamaktır.” Münazarat – 86
“Vilayat-ı Şarkıye ve ülemasının istikbalini temin etmek istiyoruz” Münazarat – 84
4- Müspet Medeniyete Medrese Kapı açmak 
“Zahiren hariçten cereyan eden maarif-i cedidenin bir mecrası da, bir kısım ehl-i medrese olmalı.Tâ gıll ü gıştan tasaffi etsin.Zira bulanıklığıyla başka mecradan taaffün ile gelmiş ve atalet bataklığından neş’et ve istibdad sümûmu ile teneffüs eden, zulüm tazyiki ile ezilen efkâra bu müteaffin su, bazı aks-ül amel yaptığından, misfat-ı şeriat ile süzdürmek zarurîdir. Bu da ehl-i medresenin dûş-u himmetine muhavveldir.” Hutbe-i Şamiye – 92
Bediüzzaman, toplumsal mutababatı sağlayacak köprülerin yıkılmasından yana değildir. Çünkü gün gelir içtimai bünyede,sarsıntıların ortaya çıkardığı çatlakları tamir etmek için harç bulunmaz.
Cumhuriyetten sonra Kürdistan’da yapılan tahrip edici icraatların yıkıcı politikaların meydana getireceği tahrip edici zararları gören Nursi,müteessifane şöyle diyecek ve şiddetli üzüntüsünü dile getirekti;
“Arabî ve Türkçeyi tam bilmeyen ve mürşidleri ve âlimleri perişan olan vilayat-ı şarkıye” Şualar – 725
Tahrip edilen köprüler, etkisiz hale getirilen alim ve münevverler, gerçekIeşmeyen dar-ül fünun idealinin Said Nursi’de meydana getirdiği ızdırabı, yazılan Risale-i Nur teskin etmişti.O Risalelerin Şarkın/Kürtlerin imdadına yetişeceğine inanıyordu.Çünkü Risaleler hem imanları kuvvetlendirip ortak değerleri öne çıkardı..Hem de doğru hareket metodunu ortaya koymuştu.
Bilim ve medeniyetin Kürtlerin arasına me’ luf/aşına oldukları bir kapıdan girmesini temin etmek isteyen, Nursi;Kürt Kavminnin,meşrutiyet, medeniyet ve fenler hakındaki yanlış kanaat ve evhamlarını bu yolla aşmak istiyordu.
Çünkü insanlar zararlı zanettikleri ilacı dahi kullanmak istemezler.Onun için şöyle demişti, münazarat kitabında:”Hasta,tiryakı zehir-âlûd zannetse elbette istimaletmez.”Münazarat-90
“Fakat vâ esefâ bu sû’-i tefehhüm ve şu tevehhüm-ü bâtıl, şimdiye kadar hükmünü icra ederek vesvesesiyle ye’si ilka edip bâb-ı medeniyet ve maarifi Ekrad ve emsallerine kapattırdı.” Muhakemat – 10
5-Münevverler(Aydınlar) arasındaki ihtilafın Çaresi
Medreset -üz zehrası ehl-i medrese, ehl-i mekteb, ehl-i tekyenin ihtilaflarını çare olacaktı.
Yine şöyle der:” Yüz defa söylemişim, yine söyleyeceğim: Ehl-i med- rese, ehl-i mekteb, ehl-i tekkenin musalahalarıdır. Tâ, temayül ve tebadül-ü efkâriyle lâakal maksadda ittihad eylesinler. Teessüf ile görülüyor ki: Onların tebayün-ü efkârı, ittihadı tefrik ettiği gibi; tehalüf-ü meşaribi de, terakkiyi tevkif etmiştir. Zira herbiri mesleğine taassub, başkasının mesleğine sathiyeti itibariyle tefrit ve ifrat ederek; biri diğerini tadlil, öteki de berikini techil eyliyor.”Münazarat – 9
Dinden kopuk laik/selüler eğitim sitemleri İslam dünyasında toplumsal katmanlar arasındaki bağları koparmıştı.Diger taraftan,medrese ve tekkeler arasında ihtilaflar vardı.Bir kesim diğerlerini cahil görürken; diğer kesim de muhataplarına dinden sapmış diye bakmıştır. Bu toplumsal barışı zedeleyerek,toplumun enerjisini başa harcamıştır.Mektep, Medrese ve Zaviye arasındaki zıtlaşmasının giderilmesi gerekiyordu.Medreset -üz Zehra bu yaranın da merhemi olacaktı.
6- Medrese Kapısını Halka Açmak
Bediüzzaman, genelde İslam Alemi ‘nin özelde Kürtlerin üç düşmanından birini cehalet olarak olarak tesbit etmişti.Düşman eğitim/ marifet ile mağlup edilebilirdi. Medreseler mevcut sönük halleri ile buna çare olamamıştı.Devletin açtığı yeni mektepler ise resmi dil olan Türkçe ile eğitim yapıyorlardı. Bu durum Kürt çocuklarının istifadesine engel oluyordu.
“Kürdistanın kasaba ve kurasında mekatib te’sis ve inşa’ buyrulmuş olduğu ayn-ı şükranla meşhûd ise de, bundan yalnız lisan-ı Türkîye âşina etfal istifade ediyor.
– Lisana âşina olmayan evlâd-ı Ekrad yalnız medaris-i ilmiyeyi mâden-i kemâlat bilmeleri ve mekatib muallimlerinin lisan-ı mahalliye adem-i vukufiyetleri cihetiyle maariften mahrum kalmaktadır. “Asar-ı Bediiyye – 481
Bununla beraber Medreset-üz Zehra milletler arası bir hüviyet taşıyacaktı.Eğitim dili de ona göre olmalıydı. Yani çok dili olmalıydı.
“Vilayat-ı şarkıyenin merkezinde hem Hindistan, hem Arabistan, hem İran, hem Kafkas, hem Türkistan’ın ortasında Medreset-üz Zehra manasında, Câmi-ül Ezher üslûbunda bir dârülfünun; hem mekteb, hem medrese olarak bir üniversite için, tam ellibeş senedir Risale-i Nur’un hakaikına çalıştığım gibi, ona da çalışmışım”. Emirdağ-2 – 224
Bediüzzaman’ın ifadesi ile; “lisan-ı Arabî vâcib, Kürdî caiz, Türkîyi lâzım kılmak.”
Çünkü Müslümanların ortak dili Arapça, hilafet dili Türkçe, mahalli dil Kürtçe eğitim dili olmalıydı ki, üniversitenin gayesi gerekleşebilsin.

7- Ayrışmanın Çaresini Medreset-üz zehrada Aramak
İhtilaf ve ayrışmaya yetersiz eğitimin sebep olduğu ve Kürtlerin geri kalmışlığının ileride çok ağır problemlere yol açacağını görmüştür. Bunun ileride Batının uğursuz mudahalelesine yol açacağını ifade eden Bediüzzaman şöyle, bir çare Ieklif etmiştir:
“Medrese nâm-ı me’lûfiyle ulûm-u dîniye, ve fünûn-u lâzime ile beraber, … medar-ı maişetleri hükûmet-i seniyece tesvîd edilmek üzere- üç dâr-üt talim te’sis edilmelidir.” Asar-ı Bediiyye – 482
“Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için, himmet-i hükûmetle Kürdistanın kasaba ve kurasında mekatib te’sis ve inşa’ buyrulmuş olduğu ayn-ı şükranla meşhûd ise de, bundan yalnız lisan-ı Türkîye âşina etfal istifade ediyor.
– Lisana âşina olmayan evlâd-ı Ekrad yalnız medaris-i ilmiyeyi mâden-i kemâlat bilmeleri ve mekatib muallimlerinin lisan-ı mahalliye adem-i vukufiyetleri cihetiyle maariften mahrum kalmaktadır. Bu ise; vahşeti, keşmekeşi, dolayısıyla garbın şematetini davet ediyor.
– Hem de ahalinin vahşet ve taklid, hâl-i ibtidaisinde kalmaları cihetiyle evham ve şükûkun te’siratına hedef oluyor.
– Eskiden beri herbir vecihle Ekradın madûnunda bulunanlar, bu gün onların hâl-ı tevakkufta kalmalarından istifade ediliyor. Bu ise ehl-i hamiyyeti düşündürüyor. Ve bu üç nokta Kürtler için müstakbelde bir darbe-i müthişe hazırlıyor gibi ehl-i bâsîreti dağdar etmiştir.”Asar-ı Bediiyye – 481
Bedüzzaman gelecek sosyal problemleri yüzyıl önce teşhis etmiş. Çareler üretmişti. Ne yazık ki, ithal materyalist ırkçı kısır siyasi bakış acısı Müslüman milletlerin enerjisini dahili çatışmalara kurban ederek boşa harcadığı gibi problemsiz alanları içinden çıkılmaz ağır problemlerle boğuşur hale getirmiştir

MUSTAFA M.YAKUP

RONAHİYA İSLAM.COM. (Devam edecek)..

kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

YAZARA AİT YAZILAR

MEDRESET-ÜZ ZEHRA İDEÂLİ (GAYE-İ HAYAL) 4.SAYI

 

 

 

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika