Dolar : Alış : 5.4625 / Satış : 5.4724
Euro : Alış : 6.1622 / Satış : 6.1733
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul13°CHafif Yağmur

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 362 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Tarzı Hareket Said Nursi

02 Eylül 2018 - 405 views kez okunmuş
Ana Sayfa » BEDİÜZZAMAN»Tarzı Hareket Said Nursi
Tarzı Hareket Said Nursi

                                         TARZI HAREKET
ÖNSÖZ
Yazımın genel hatları, Said-i Nursinin hayatından alıntı yapılmakla
birlikte kendimize tatbikatının usulünü içerecektir. Ancak bazen konuyu
pekiştirmek amacıyla misaller verilmekle birlikte, okuyucumuzdan ricamız,
misalleri ana hat etrafında düşünüp ana mevzuya kuvvet vermesini te’min
etmesidir. Aksi taktir mevzu zihinde muğlaklaşmakla birlikte neticeninde akim
kalmasına neden olacaktır.

BİRİNCİ TARZ

Said-i Nursi hz.lerinin esir düştüğü koşturma eyaletinde gerçekleşen
hadisede üstad hz esir kampında esirler ile birlikte oturuken rus kumandanı
esirlerin önünden geçer ve herkes ayağa kalkarken üstad hz ayağa kalkmaz.

Bunu gören kumandan ‘’herhalde görmemiştir.’’ diye düşünerek tekrar
Bediüzzamanın önünden geçer. Ancak bediüzzaman tekrar kalkmaz ayağa.
Bunu gören kumandan bediüzzamana hitaben ‘’ herhalde beni tanımadılar’’ der.
Buna karşılık bediüzzaman ‘’ tanıyorum rus çarı Nikola nikolaviç’’ der.
Kumandan ise ‘’ o zaman bana ve dolayısıyla rus milletine hakaret ettiler.’’ Der.
Zira bediüzzaman ayağa kalkmayarak o nun milletini tahkir ettiğini düşünür.
Oysa bediüzzaman bilakis inancı gereği bunu yapmış ve bunu şöyle ifade
etmiştir. ‘’ Hakaret etmedim.

Ben bir Müslüman alimiyim. İmanlı bir kimse,
Cenabı Hakkı tanımayan bir adamdan üstündür. Binaenaleyh, ben sana kıyam
etmem’’ der. Evet bu misalle birlikte aynı Zat-ı harika esaretten döndükten sonra
kendi memleketinde uğradığı zulüm ve işkencelerle birlikte, adi bir memurun
tahakkümüne karşı çıkmamış ve sabran cemile ile karşılık vermiştir. Bu iki
birbirine zıt halin zahiri ise mantık ve akla muvafık düşmüyor. Zira yabancı
memlekette baş kumandana baş eğmeyen Zat neye binaen memleketinde bu
kadar sakin ve sabırla mukabele eder. Korktuğu için mi? Yoksa bildiği bir
hakikat mı var.

bediuzzaman_rusya

Evet O zat korkmuş olması birinci misale tamamen zıttır ve
olamaz. O zaman bir hakikatı olması lazım. İşte bu iki halin zıtlığını muvafakate
çevirecek hakikat ise şudur: Müslümanlara karşı cihad müspet şekilde olur.
Binaenaleyh kişinin Müslümanlar içinde yapacağı hareket müspet olmaması
durumunda hareketi düşmana yardım hükmüne geçer.

Dolayısıyla hareket tarzı
ilaç değil zehir hükmüne geçer ve bir bütünü parçalayarak bulunduğu safı
zayıflatır. Bu hakikatten kaynaklı olarak bediüzzaman kendi memleketinde
uğradığı her zulme sabır ve müspet bir hareket tarzı ile mukabele etmiştir.
Ancak söz konusu muhatab Müslüman olmadığı taktirde ve cihad durumunda
bulunduğunda tarzı hareket İslamiyetin izzet ve celalliğini gösteren cesaret ve
savaş olması gerekmektedir.

Koşturmada bediüzzamanın sergilediği tavır gibi.
Zira bu iki tarzı hareketin yerinin değiştirilmesi durumunda, düşmana karşı zelil
kendi memleketinde ise iç karışıklıklar ve anarşiyi netice verecektir. Bunun
misalleri ise zamanımızda suriye gibi ülkelerde mevcuttur. Zira niyet hak
aramak olmasına rağmen yapılan tarz yanlışlığı, bir ülkeyi harab etmekle birlikte
hiçbir olumlu neticenin elde edilmemesine sebep oldu.

Demek ki biz muhatap
nokta-i nazarında düşündüğümüzde, yukarda açıklamaya çalıştığımız usulü
düsturu hareket ittihaz etmemiz gerekir. Aksi taktirdi halimiz malumdur.

İKİNCİ TARZ
Malumunuz Said-i Nursi Hz. Hayatı boyunca evlenmemiştir. Hatta bu
mevzudan dolayı, Müslümanlar tarafından sünnet-i seniyyeye muhalefetle
ittiham edilmiştir.

Oysa hayatını islamiyete feda eden ve ‘’ şeriatın bir
hakikatına binler başım olsa feda ederim.’’ Diyen bir insan hangi hakikate
binaen evlenmemiş ve sünnetin birini hayatına tatbik etmemiştir. Evet evlilik
Peygamberimiz (a.s.a)’ın bir sünnetidir.

Ancak nasıl ki bazen hasen, ahsenden
daha ahsen olur. Aynen onun gibi de bazen hasen olan evlenmemek, ahsen olan
evlenmekten daha ahsen olur. Nasıl derseniz, şöyle ki: şimdi zaman öyle bir hal
kesbetmiş ki kişi evlenmesi durumunda çoğu farz ve vacip gibi islami hüküm
taşıyan değerleri feda etmek durumunda kalıyor.

Hatta bid’a ya dahi taraftarlık
gibi bir hale giriyor(Türkçe ezan gibi). zira değerlerinden vazgeçmediği taktirde
aile hayatında maişet sıkıntısını çekmek zorunda bırakılırdı çünkü devletin ipleri
ve maddi hayat Müslümanların elinden alınmış ve Müslümanlar islamdan
uzaklaşmaları nispetinde maddi hayatta ferahlayabilirlerdi.

İşte bunu gören
Bediüzzaman islami değerlerinden farz ve vacip kısmının sünnetten daha
ehemmiyetli olduğunu bildiği için bir sünneti terketmiş ta ki farz ve vacibe zarar
gelmesin. Zira bir evlilik hayatını devam ettirmek için çok islam alimi farz ve
vacipten taviz vermişler ve bid’aya da taraftarlık gibi mühim bir hataya
düşmüşler. Bediüzzaman ise önceden önlemini almış ve sair alimlerin dinden
yaptıkları tavizden kendini muhafaza etmiştir. Şimdi sizden ricam yukarıda
çizdiğimiz tabloyu vidanınızla bir tartın. Acaba hangi tarz-ı hareket daha
uygundur? Sorusuna siz cevap veriniz. Eğer hem evlilik hem de dininden taviz
vermeden yaşanılamazmıydı.? Derseniz. Bende o zamanda bunu yapabileni
gösteriniz derim.

Tabi bu yazdığımız hakikat bediüzzamanın evlenmemesinin
bir hikmetidir. Bunun gibi başka hikmetlerde mevcuttur. Şimdi bu nokta-i
merkeziyyeden bakıldığında kendi hayatımızda evlilik gibi mühim bir kararı
gözden geçirirken, herhalde dinimiz gereği yukarıda arz edilen mevzuyu kulak
ardı etmemek gerekir.

Tabi eğer hakiki Müslüman ünvanına layık olma
amacındaysak. Çünki eğer böyle bir hedef ittihaz etmemişsek öncelikle hedef
noktasını belirleyip bu yazıyı da onun üstüne inşa etmek gerekir.

RONAHİYA İSLAM.COM

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika