Dolar : Alış : 6.2671 / Satış : 6.2784
Euro : Alış : 7.3794 / Satış : 7.3927
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul28°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 362 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kanun

02 Eylül 2018 - 382 views kez okunmuş
Kanun

KANUN
Mevzumuza başlamadan önce yazımız hakkında kısa bir bilgi vereceğiz. Zira
konumuzun ihatası için ilerde size yardımcı olacaktır.
Öncelikle biz kanun meselesini, islami kaynaklara binaen açıklayacağız. Bu
kaynaklardan en çok Risale-i Nur eserinden bilmana alıntı yapılacaktır.
Kanunun kainat, sema, arz ve insan alemindeki tarz-ı tatbikatını, asarın arasında ki
münasebetten istihraç edeceğiz.
Evet bizim ile Cenab-ı Hak arasındaki yetmişbin perdelerden (asar, efal, esma, sıfat,
şuun, kemal ve zat) efal ile esma arasında bulunan kanun, esmanın efal alemindeki
tecelliyatının inzamla neticelenmesine vesile olmaktadır. Yalnız şunu unutmayalım, kanunun
kendi zatında vücudu mevcut değildir. Yani itibari bir vücuda sahiptir. Asıl te’sir İrade-i
İlahiyeye aittir. Efal aleminin intizama girmesi ne demektir? Gibi bir soru mukadder olsa
gerek.
Elcevap: Efal aleminin intizama girmesi ile birlite rububiyet dairesinin, ubudiyet
dairesine kendini tanıttırmak istemesi hakikatı gerçekleşmiş olur. Zira her cemal ve kemal
sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca kainat halıkı da kendi
cemal ve kemalini abdlerine göstermek isteyecek ve buna karşılık kullarından onu tanımasını
isteyecektir ve istemiştir. İşte yukardaki intisabın gerçekleşebilmesi için kanun perdesi efal
alemini nesc ederek efal alemini nazarların okuyabileceği bir manaya koyması gerekmektedir.
Çünkü aksini düşündüğümüz taktirde yaratılış gayesi bertaraf olacak ve mahlukat ne için
yaşadıklarını anlayamayacaktır.

Kainatın da yaratılması abes olacaktır.
Oysa kainata dikkat ettiğimizde intizam başını kaldırmış her taraftan abesiyeti red
etmektedir. Mesela galaksilere dikkat ettiğimizde hepsinde ki deveran hakikati vahdeti
gösterdiği gibi bütün hepsinin numunelerini bizim galaksimizde derç etmesi ehadiyeti,
birbirleri arasında ki fark ve intisab ise saniin muhtar olduğunu göstermektedir. İşte bu
istihraç ettiğimiz mana ile kanun zahir olmaktadır. Zira küllde ki hakikat cüzde aynı kanun ile
cereyan etmektedir.
Eğer mevzumuz sana daha açılmadı ise merceğimizi büyütüp arz alemine girelim
zira nazarın ihatasının noksanlığı mevzuyu muğlaklaştırabilir.
Arz aleminde nazarımızı gezdirdiğimizde görüyoruz ki herşey birbiri ile bağlntılı
olduğu halde hiçbir ihtilal olmamakta ve münasebet mükemmel bir şekilde cereyan etmekte
ve neticeyi vermekte harikuladelik mevcuttur. Oysa her şey birbirine bağlantılı olduğu
durumda eğer mükemmel bir kanun koyucunun mevcut olduğu kabul edilmez ise var olan
neticenin varlığı imkan dışı bir dereceye gelir.

Evet arz aleminde ki tetkikatımızı
somutlaştırmamız durumunda şöyle bir misal verilebilir; mesela rüzgar ile bulut arasındaki
kanuna dikkat ettiğimizde, oluşan bulutu sürüklemede rüzgarda cereyen eden kanun belirli bir
ölçüde hareket etmekte ve bulutu ihtiyacın olduğu yerde toplayım yağmurun yağdırılması
kanununu netice vermektedir. Bunun gibi milyonlarca kanun arz aleminden okunabilir. Biz
ipin ucunu verelim gerisini okumak size kalsın. Merceğimizi de biraz daha büyütüp insan
alemine giriyoruz.
Malumunuz insanlar toplu yaşamaya başlamak ile birlikte birçok sorun ve
haksızlıklarda ortaya çıkmıştır. Hatta bu sıkıntıları önleyebilmek amacı ile bir çok hukuk alanı
teşekkül etmiştir. Bu hukuklardan genel maksat hataları belirli bir kanun dahilinde önlemektir.
Ancak oluşturulan kanunun külliyet kesbetmemesi istisnaları netice vermektedir. Dolayısıyla
külli, şümullü, kapsayıcı bir kanuna beşer ihtiyaç duymuştur. Bunu bir misalle açacak olursak,
mesela: insanlar toplu yaşamla birlikte ekonomik açıdan gelişmede hızlı bir mesafe kat
etmiştir. Fakat bu süreç ile birlikte haksızlıklardan dolayı zenginler daha zengin, fakirler ise
daha fakir duruma gelmiştir.

Hatta içtimai hayat iki tabakaya inkisam etmiş ve köleler ile
zenginler kısmı teşekküle başlamıştır. Bundan kaynaklı olarak zenginler mal ve servetini
garanti altına almak amacıyla riba gibi haksız kazanç yoluna sapmışlardır. İşte böyle bir
sıkıntı ve haksızlığa çare ise ancak külli bir kanun ile olur. O da ribayı yasak eden ve zekatı
farz kılan şeriat-ı İslamiyedir. Zira şeriat kanunu bu tür insanlar arası ilişkileri düzene
koymakta komprime vazifesi görmektedir.

Demek beşer arasındaki kanun ancak ve ancak
İslamiyet ile intizama girebilir ve arz ile kainat arasındaki kanun silsilesine muvafakat yalnız
ve yalnız İslamiyetledir. Tabi bu bahsettiğimiz kanun kelam sıfatından gelen şeriatı intizama
koymaktadır. Bundan ayrı olarak irade sıfatından gelen ve insanda cari olan evamiri
tekviniyye dediğimiz adetullah kurallarından meydana gelen başka bir şeriat daha mevcuttur.
Bu şeriata dair açıklama ise ilerde verilecektir.

RONAHİYA İSLAM.COM

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler : , ,
TemaFabrika