Dolar : Alış : 6.2671 / Satış : 6.2784
Euro : Alış : 7.3794 / Satış : 7.3927
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul28°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 362 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

AZİM VE SEBAT

20 Eylül 2017 - 1.420 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»AZİM VE SEBAT
AZİM VE SEBAT

AZİM VE SEBAT

 

Allah’ u Teâla (c. c) insanı yarattı. Kaderini yazdı. Akıl vicdan ve irade verdi. Bu akıl, vicdan ve iradenin verilmesiyle birlikte insana bazı sorumluluklar yükletti. İnsana imtihan gereği bazı sıkıntılar verdi. Bu nedenledir ki bir kısım insanlar sıkıntıya karşı dayanıp sebat göstererek şükredenlerden oldu. Diğerleri ise bu sıkıntılara karşı dayanamayıp şekva edenlerden oldu. İnsanın sebat edip şükretmesi veya şekva etmesi inancın kuvvetli olmasıyla alakadar olduğunu bu şekilde anlayabiliriz.

 

Allah’ın ‘’ yakın akrabalarını uyar’’ 1 emri gereğince gizli davet dönemi bitmiş.     Düzenleri altüst olan müşriklerin ilk tepkisi Resulullah ‘ı (a. s) yalancılıkla mecnunlukla suçlamak olmuştu. 2  Ancak her geçen zaman Resulullah’ a (s. a. s) tabi olanların sayısı artmıştı. Müşrikler çözümü peygamberin amcası Ebu Talip’ e peygamberi şikâyet ederek bulacaklarını düşünmüşlerdi. Ebu Talip’ e yeğeninle konuş putlarımıza ve bize hakaret etmesin dediler. Ebu talip durumu yeğenine anlattı. Bana da kendine de acı. Gücümün yetmeyeceği sorumlulukları bana yükletme diyerek davasından vazgeçmesini söyledi. Resulullah (s. a. s) ‘‘Ey amca Allah’ a yemin olsun ki sağ elime güneşi sol elime ayı verseniz dahi ben yine de davamdan vazgeçmem’’ 3 diyerek kararlılığını göstermiş oldu.

 

Azim ve sebatın kaynağı inançlı olmaktır. Allah’ a gerçek anlamda iman eden kişi ancak inancını koruma uğruna elinden geleni yapma azmini gösterebilir. İmandaki en küçük bir zayıflık kişinin özgüvenini kaybetmesine hatta inandığı değerlerden şüpheye düşerek gevşemesine ve hidayeti kaybetmesine neden olabilir. Bunun içindir ki Müslümanlardan istenen sıkıntılara karşı değişkenlik göstermeleri değil, azim ve sabırla Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmalarıdır.

 

Hz. Âdem’ den Hz. Peygamber’ e kadar birçok elçi gönderildi. İslamiyet’ in doğuşundan bugüne kadar Allah’ın birçok sadık kulu geldi. Bunlar hep akılsız ve cahil kişiler tarafından zulümlere ve işkencelere maruz kaldılar. Ancak onlar hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadılar gevşeklik göstermediler. Tam tersine Allah’ın ipine sımsıkı sarıldılar. Ve ondan yardım dilediler. Hz. İbrahim tam ateşe atılacağı zamanda Cibril (a. s) ‘a şöyle dedi. ‘’ Allah bana yeter o ne güzel vekildir.’’ 4 Diyerek istinad noktasını sadece Allah olarak gösterdi.

Aynı şekilde düşmanları karşısında taraftarlarının panikleyip yenildiklerini kabul etmeleri karşısında Hz. Musa (a. s) ‘‘Rabbim şüphesiz benimledir. O bana yol gösterir.’’ 1 diyerek sebat göstermiştir. Pes etmemiştir. Peygamberler gibi bu ümmetin büyük alimleri de kendi döneminin otoritelerine karşı çıkmış, daima hakikatten yana olmuşlardır. Bu sebeple de işkencelere maruz kalmışlardır. Gazzali, Buhari, Ebu Hanife, ve Hasan el- Basri, gibi daha nice alimler bu tür sıkıntıları çekmişlerdir. Yine de davalarından vazgeçmeyip sıkıntılara göğüs germişlerdir. Günümüze yakın büyük alimlerden olan Bediüzzaman Said Nursi de bunun bir örneğidir. Yapılan onca eziyet, işkence ve zulümlere karşı ‘’saçlarım kadar başım olsa hak yoluna olsun feda ‘’ 2 demiş Allah yolunda mücadele etmeye devam etmiştir. Bunda hiçbir gevşeklik göstermemiştir

Tabi sadece dışarda gelen sıkıntılara karşı azim ve sebat göstermek yeterli değildir. ‘‘Allah’a kulluğun zorluklarına karşı, günah yolunun nefse hoş gelmesine mukabil masiyet duygusuna karşı, hakkın kaza ve kaderine rıza göstermeye de ihtiva eden semavi ve arzi belalara karşı, dünyanın cazibedar güzellikleri karşısında yol ve yön değiştirmeden çizgiyi korumada, zaman ve vakit isteyen işlerde zamanın çıldırtıcılığına karşı sebat göstermek gerekir.’’ 3 Elbette bunları yapmak imanın gerçekten kuvvetli olmasıyla alakadardır. Bunun gereğini yapanlar Allah’a hakkıyla inanmış olanlardır. Haktan yana oldukları için çevresindekiler tarafından dışlandılar. Yalnız kaldılar ama doğru yoldan dönmediler. Ebu Hureyre’ den rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurdu: ‘‘İslamiyet garip bir şekilde doğdu, garip bir şekilde büyüdü,  garip bir şekilde sönecektir. Başladığı yere geri dönecektir.  Ve o gariplere selam olsun. Kim bu garipler diye sorulduğunda da. Dedi ki: Onlar ailelerinden ve yakın akrabalarından uzak, insanlar bozulduklarında onları ve kendilerini düzeltenlerdir.’’ 4 Anlaşıldığı gibi bunlar zor dönemlerde yılmayarak sebat göstermişlerdir. Azim ve kararlılıkları davalarında haklı olduklarını göstermiş ve bunu vicdan sahiplerine de kabul ettirmişlerdir. Cenab-ı  Hak bizleri o gariplerden veya onları destekleyen kullarından eylesin. AMİN…

  • Şura 15
  • Hicr 6
  • Siyer-i Hişam 1.c 265 syf.
  • Ali İmran 103
    • Şuara 62
    • Risale-i Nur Külliyatı – Tarihçe-i Hayat syf. 218
    • Diyanet islam Ansiklopedisi
    • İbn Mace 3988, Tirmizi 2764,

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika