Dolar : Alış : 4.8000 / Satış : 4.8086
Euro : Alış : 5.5924 / Satış : 5.6025
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul31°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 356 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

BATININ IRKÇI ÜSTÜNLÜK YARIŞI

07 Mayıs 2016 - 707 views kez okunmuş
Ana Sayfa » LÊKOLÎN-ARAŞTIRMA»BATININ IRKÇI ÜSTÜNLÜK YARIŞI
BATININ IRKÇI ÜSTÜNLÜK YARIŞI

                                        BATININ IRKÇI ÜSTÜNLÜK YARIŞI

YAĞMALAMA ÇAĞI

Milletler içinde köken arama bozgunculuğu Yahudi asılı maymuncu Darwin biyolojik teorisinin milliyetçiliğin ırkçılığa dönüşmesiyle, Avrupa’yı kısa sürede saran bir kök arayışıyla karşı karşıya bıraktı.

Kilisenin zorbacı anlayışı karanlıklı o devri iyice karartmış durumdaydı. Yasaklar Avrupa’yı çoktan sarmıştı bile ve insanlar Sanatsal Edebi ve Bilimsel alanda bir yeniliğe başvurup insanın yeteneklerini keşfetme yollarına gidip kendilerini Allah’a olan kulluk bilinçlerinden tamamen sıyırıp, kibirlerine kapılıp içlerindeki yetenekleri yaratıcıya değil kendilerinde ki köklerine ve kanlarına istinat ettiler.

Allah, insanın yaratılışından beri tabiatına yerleştirdiği üstün meziyet ve kabiliyet zaten mevcut durumda iken bu kabiliyet ve meziyetleri üstünlük ve kibirlerine birer referans yapıp kendilerini başka milletlerden üstün görmeleri, her seferinde köklerini ön plana çıkartıp yüceltmeleri hepsi gururun ve kibrin ürünü olup insanlıklarını ve yaşamlarını zir-u zeber etmiştir. bununla beraber gerçek ve soylu geçmişleri kültürel eski medeniyet uygarlıklarına dayanmayan bu kök arayışına giren barbar milletler hakiki manada bir kök sahibi olmayıp aslında hadd-ı zatında köksüz bir millet oldukları aşikar bir şekilde ortadadır. kendi kültür ve becerilerini Yunanlılara istinad eden bu köksüz kavim aslında Yunanlılarla hiçbir bağlarının olmadığı, günümüzde de Yunanistan’a sahip çıkmaları kök bağlarından dolayı değil köksüzlüklerini onların köklerine bağlama oyunudur.

İşte aynen bunun gibi arkeoloji denilen kazı biliminin dünyada en çok Avrupa ülkelerinde revaç bulması hiçbir kültür ve geçmişlerinin olmayışı sahte bir kazı bilimiyle ortaya atıp geçmiş tarihini bilimle belgeliyor ve bununla beraber bilimi adeta kutsal bir terimmişcesine bize dayatan bu Frenkler, hiç bir geçmişleri ve kültürleri olmayışını bilim ile belgeleyip işi kapatmak istemişlerdir. Önce bilimi putlaştırmış sonra bu bilimsel bir araştırmadır deyip bizi susturmaları daha sonra kendi geçmişlerini soylu bir kraliyet ailesine mensubiyeti belgeleme yarışına girdiler. Onlara göre bir kişinin yönetim hakkına sahip olması veyahut toplumda insanlara söz söyleme hakkına sahip olması sadece kraliyet ailesine mensup olmasıyla mümkündür.

İşte hal böyle olunca, insanlar inançlarından bütün bütün sıyrılıp köklerinin daha üstün görmeye başladılar. Koca imparatorlukları temelini sarsan insanlık yaşamını zir-u zeber eden Fransız milliyetçilik akımı güzel bir baharda yeşermeye başladı. Fransız milliyetçi liderler, soylu kraliyet ailesi yerine soylu millet tezini yazmaya başladı.Tabi ilk önce batı ülkelerine yayılan bu akım mevcut vaziyete göre soyluların soyluları teziyle kraliyet ailelerini inkar etmeden kendilerini de soylu olduklarını yaymaya başladılar. Daha sonra Almanya İngiltere ve İspanyolların üstünlük yarışıyla büyüyen bu kaos, gün geçtikçe büyük bir canavara dönüşüp bütün insanlığı yutmaya hazır hale geldi.

Bu muktedir koca devletler diğer batılı devletlere” biz sizin efendileriniziz, bize boyun eğin ve bize diz çökün” bu ırkçı kirden beslenen anlayışın yüzyıl savaşları ile dünya savaşlarıyla gün yüzüne kustular. Böylelikle bütün beşeriyeti mahfeden insanlık tarihine utanç lekesi olarak imza atan bu soysuz milletler, bu işin ırkçılıkla ve soylulukla olmadığını yaptıkları yıkıcı mahfedici şavaşlarla anladılar.

Hadd-ı zatında İslam’ın malı olan fen ve sanata yönelip, özgür ve demokratikleşme sürecine ve kendi aralarında ittifak kurup İslam Devletlerine koloniler oluşturup sömürgecilik haline getirip, perde altında insanları kendi sömürgecilik sistemiyle köleleştirme yarışına girmişlerdir. Yangından mal kaçırırcasına vahşice mazlum, mağdur devletlere ve milletlere saldırıp hepsini sömürgecilik tezgahı haline getirmişlerdir. Amerika Kıtasının keşfi bunun en büyük örneklerinden bir tanesidir. Çünkü yerli halkın başına neler getirdiklerini anlatmaya lüzum yok, çünkü nice başka milletlerin başına gelenler hep katliamlarla geçen bir ömür ve şuan Avrupa diye bahsettiğimiz, ağız suyu akıttığımız ve şaşalı bir şekilde hocalarımızdan dinlediğimiz sömürgeci, barbar milletler kendi çıkar ve menfaatleri için yaptıkları her şey apaçık ortadadır. Nitekim Irak’a barış götüreceğiz diye yaptıkları insanlık dışı savaşlar bunun gerçek bir neticesidir.

Ve bu hastalıktan maalesef İslam Devletleri de nasibini almış ve kendi din kardeşleriyle dahi üstünlük mücadelesi ve yok sayma girişimine baş koymuşlardır. işte bu Avrupay-i hastalık bizi nedenli sardığını görüp hastalığımızla yüzleşmeliyiz.

Avrupa’nın makinalaşma devriyle yaptığı sömürgeleştirme, yok sayma, asimile etme; sonu gelmez zulümlere, insanlık onurunu ayaklar altına almaları hepsi ırkçılığın birer iktidara dönüşme mücadelesidir.

Hep beraber o çağa gidip bir göz atalım ve bu çağa yağmalama çağı diyelim.

YAĞMALAMA ÇAĞI BAŞLIYOR…

Ramazan Said GÜLMÜŞ (Banêxan)

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

adiyat
10 Mayıs 2016 - 12:00

Batiya olan heves ve ozentilerimizin hangi boyuta tasindigini gorebilmeyi, yapilan tespitlerle de gidisatimizin ne olduğunu bir kez daha akıl ve mantik sahasına cikaran ve öze dönüşü hatirlatan bir yazı olmus.. kaleminize saglik..

Ahmet
12 Mayıs 2016 - 10:50

Cok önemli tespitler, iyi bir çalişma olmuş, kaliminize sağlık, devamını bekliyorum

Nur talebesi
12 Mayıs 2016 - 21:28

Allah razı olsun çok mustefid olduk

TemaFabrika