Dolar : Alış : 4.0332 / Satış : 4.0405
Euro : Alış : 4.9670 / Satış : 4.9760
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul22°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 340 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI

06 Ocak 2016 - 861 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI
PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

Hz. Ali (ra), Hz. Aişe (ra), Hz. Enes (ra), Hz. Hind b. Ebi Hâle (ra) ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in yanında ve huzurunda bir ömür geçirmiş olan diğerleri görüş birliği içinde şöyle anlatıyorlar: “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem son derece yumuşak tabiatlı, güzel ahlâklı ve temiz yaşayışlı idi. Yüzü güleçti. Vakar ve cesaretle konuşur, kimsenin gönlünü kurnazdı.”
Biriyle görüşeceği zaman, daima önce kendisi selam verip musâfaha ederdi. Biri eğilerek kulağına birşey söylese, o kişi başını çekinceye kadar ondan yüzünü çevirmezdi. Musâfahada da adeti buydu. Biriyle tokalaştığı zaman karşısındaki kişi eline çekmediği sürece onun elini bırakmazdı. Bir toplulukta otururken dizi, hiçbir zaman birlikte oturdukları kişilerin dizlerinden öne çıkmazdı.

İman, ibadet ve ilim insanı olgunlaştırır ve güzel ahlak sahibi yapar. Güzel ahlak, İslam için bir gayedir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”  buyurmuşlardır. Müslümanı bir ağaca benzetirsek; onun kökü iman, kolları amel, yaprakları ilim, meyvesi de güzel ahlak ve fazilettir. Kur’an-ı Kerim ve Efendimizin sünneti, bütün canlılara ve cansızlara hayat veren toprak, su, hava ve güneş gibidir. Bahçe sahibi fidanı diker ve yıllarca ona hizmet eder, neticede ondan meyve bekler değil mi? Müslümandan beklenen şey de  güzel ahlaktır. Ağacın en tatlı ve en faydalı yerinin meyvesi olduğu gibi, müslümanın en güzel yönü de ahlak sahibi olmasıdır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) “Mü’minlerin iman yönünden en üstün olanları ahlakça en güzel olanlarıdır.  Buyurmuşlardır.
Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), müşriklerle savaşırken Yahudiler de boş durmamış, Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Müslümanlara zarar verecek her yolu denemişlerdir. Müslümanları arkadan vurmaktan tutun da, Peygamberimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yemeğine zehir katmaya kadar. Hiçbir şey yapamasalar sözleriyle O’nu üzmek istemişlerdir. Meselâ, bir grup Yahudi, Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelmiş, selâm vermiş olmak için “essâmu aleyküm” yani “ölüm sizin üzerinize olsun” demişler. Müslüman olmadıkları için “esselâmu aleyküm” şeklindeki selâm ifadesini kullanmamışlar, “esselâm” kelimesini değiştirerek hem Müslümanların selâmı ile alay etmişler hem de kinlerini yansıtmışlardı.
Orada bulunan Hz. Âişe (radıyallahu anha), Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapılan bu ölüm temennisini duyunca dayanamamış “Ölüm ve Allah’ın lâneti sizin üzerinize olsun.” diye mukabele etmiştir.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Âişe’ye “Yavaş ol Âişe, Allah her konuda yumuşak davranılmasını sever.” buyurmuş. Hz. Âişe de “Yâ Resûlallah, dediklerini işitmediniz mi?” deyince Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Ben onlara ‘ve aleyküm (sizin üzerinize olsun)’ diye cevap verdim.” buyurmuştur. Yani Yahudiler’in “Ölüm sizin üzerinize olsun.” temennilerini, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Sizin üzerinize olsun.” demekle onlara iâde etmiştir.
Bu hadîste dikkat çeken bir diğer husus da kadınların teennili olmaları gerektiğidir. Gerçi Hz. Âişe bu davranışında son derece haklıdır, ziyaret maksadıyla sözde iyi niyetle gelen Yahudiler, bütün Müslümanların gözbebeği, Allah’ın en sevdiği varlık ve kendisinin sevgili eşine ölüm dilemişlerdir. Ama Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), ona hemen heyecanlanmamasını tavsiye etmiş, gerekli cevabı kendisinin verdiğini ifade etmiştir.
Ayrıca Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), yumuşak davranışın Allah’ın rızasına uygun olduğunu da işaret etmiştir. Bu olayda da O’nun her davranışının Allah Teâlâ’nın dilediği şekilde olduğu görülmektedir. İnsan olması sebebiyle sâdır olan “zelle” dediğimiz küçük hatalar da Allah Teâlâ’nın ikâzı ile düzeltilmiştir.
Hz. Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davranışlarına baktığımızda onun her yerde tabiî olduğunu görürüz. Devlet başkanıyken de pazarda alış-veriş ederken de aynı karakteri taşıyordu. O kadar sağlam bir şahsiyete sahipti ki içinde farklı farklı kişilikler saklamıyor ve bundan dolayı tutarsız davranışlar göstermiyordu. O kendinden her zaman emindi.
Buna göre tabiîlik, Müslümanların özelliklerinden biri olmalıdır. Allah Teâlâ ile bağları kuvvetli olan kimseler, her an Allah’ın kendisini gördüğünü hatırlayıp farklı farklı yüzler gösteremezler. Bu güvenle aşağılık duygusuna kapılmazlar ve oldukları gibi görünürler. Onun için peygamber  efendimizi her konuda örnek alıp bu ahlak ve güzelliği yaşamak ve yaşanmasına vesile olmaktır, vesselam.

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika