Dolar : Alış : 3.7994 / Satış : 3.8062
Euro : Alış : 4.6666 / Satış : 4.6750
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul11°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 339 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

ŞARK MEDRESELERİNİN ACI DURUMU

15 Aralık 2015 - 642 views kez okunmuş
Ana Sayfa » LÊKOLÎN-ARAŞTIRMA»ŞARK MEDRESELERİNİN ACI DURUMU
ŞARK MEDRESELERİNİN ACI DURUMU

   MEDRESELERİNİN GERİLEME SEBEPLERİ VE DEVLET KURUMLARINDAN  TALEPLERİ- 2

ŞARK MEDRESELERİNİN ACI DURUMUNA KARŞI TATLI BİR ÇAĞRI

Doğu ve Güney Doğu medreseleri ile bu medreselerde hakkıyla yetişen, ders veren, emek harcayan mesai, hatta ömür tüketen yetişmiş elemanlarımız vardır ve bunlar, en azından soyu tükenmekte olan kelaynak kuşları kadar ilgilenmeyi ve sahip çıkılmayı hak etmektedir.

Elbette, Milli Eğitim Bakanlığı’nın veya Kültür Bakanlığının yada soyu tükenmekte olan bitki, hayvan ve yaratıklara sahip çıkan sivil toplum örgütlerinin bu değerli müesseseye sahip çıkmasını beklemiyorum. Ama ülkemizin önemli işlevler gören ve Doğu Toplumunda son derece önemli sosyal, siyasal, ilmî ve dinî hizmetlerini yapıcı bir şekilde ve başarıyla sürdürmüş bulunan, aşiretler ve kabileler arasında hakem rolü oynayarak bir çok toplumsal olayların vukuunu önleyen, vali ve kaymakamların bir çok konuda ancak kendi yardım ve destekleriyle hizmet görmelerine yardımcı olan, özellikle de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her köye, mahalleye ve camiye görevli atayamayacağı dönemlerde imamlık, müezzinlik, cenaze gibi görevleri eda eden ve bu yönüyle Diyanet İşleri Başkanlığının sırtındaki yükün hafifletilmesine vesile olan, hatta İlahiyat fakültesindeki bir çok öğrenci ve öğretim elemanının kültürel ve bilimsel birikimlerinin, özellikle Arap Dili ile ilgili nosyonlarının gelişmesinde önemsenmeyecek derecede payı bulunan ülkemizin bu önemli kurumunun ve mensuplarının sorunlarını dile getirip çözmek ve onlara sahip çıkmak için konuyu UNESCO gündemine taşımaya da gerek olmadığına inanıyorum. Zira ben, medrese hocalarından birisinin oğlu ve onun yanında birkaç sene medrese eğitimi gören biri olarak, diyanet teşkilatında on senelik imamlık yapan bir memur olarak, İlahiyat fakültesi mezunu olarak ve Türkiye’deki dinî tartışmalar ile İslâmî sahadaki durumları merak edip yakından ilgilenen müslüman bir fert olarak, yani Medreseleri, Diyanet Teşkilatını, İlahiyat Fakültelerini ve İslâmî gündemi takip eden biri olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ile İlahiyat Fakültelerinin bu işin üstesinden gelebilme ve konuyla ilgili sorunları çözebilme kapasitesine sahip olduğuna inanmaktayım. Bu nedenle konuyu ülke dışı teşkilatların veya ülke içi resmî veya sivil kurumların gündemine taşımaya gerek duymuyorum, şayet Diyanet İşleri Başkanlığı ile İlahiyat Fakülteleri, bu konuyla ilgilenirlerse…

Türkiye’de din konusunda resmî hizmet yetkisi elbette ki belli bazı kuruluşlara aittir. Ama bu kuruluşların, ilmî ve dinî açıdan kendilerini yetiştirmiş kalifiye elemanları istihdam etmelerini yasaklayan, toplantı, panel, konuşma, danışma gibi konularda onlardan faydalanma imkanını ortadan kaldıran bir kanun olmasa gerek. 
İstihdam etme ve faydalanma hakkı bir tarafa, bunların da toplantıya katılmaları gerektiği, en azından Türkiye’deki gayr-ı resmî, sivil tartışmalardan onlardan da faydalanma gerektiği konusunda fikir beyan eden fikir adamlarımız, araştırmacılarımız, öğretim görevlilerimiz ve din işleri yüksek kurul üyelerimiz pek çıkmadı. Etkili ve yetkili otoriteler bir tarafa, İslâmî medya denilen kesim de onları yok farzetti ve ülkemizdeki dinî ve ilmî tartışmalar konusunda onların fikrini sormaya, örneğin Mardin, Batman, Erzurum, Ağrı, Siirt, Bitlis gibi yörelerde halk arasında meşhur ve sözü dinlenir, ilmî kapasite açısından da gerçekten yetkili medrese hocalarıyla röportaj yapmaya gerek duymadı. “Hikmet mü’minin yitiğidir, nerde bulursa alır” zihniyetinden dolayı, müsteşrikler tarafından yazılmış kitapları okumak için ilim hayatının yarısını harcamaya mal olsa bile harıl harıl İngilizce kurslarına giden hatta İngiltere, Amerika gibi ülkelere büyük masraflarla giden öğretim üyelerimiz, yanı başlarında bulunan bu defineyi keşfetmek, bu incilerden yararlanmak için ne yaptılar, ne yapmak gerektiğini düşündüler ve ne yapmak düşünüyorlar? Bu değerli, saygın ve aydın öğretim elemanlarımızdan Doğu ve Güney Doğu’nun klasik ve gelenekçi medreselerinden yararlanmaya, bir şeyler almaya muhtaç olmayacak derecede ve kapasitesinde kendini yetiştirmiş olanların varlığına da bütün samimiyetimle inanmaktayım. Ama bunlara da şunları sormak isterim: Siz, o önemli kurumlara bir şeyler vermek, birikiminizi oralara da taşımak, onları aydınlatmak, modernize etmek, çağın getirdikleri yeniliklerle tanıştırmak ve çağdaş bilim dallarıyla donatmak için ne yaptınız, ne yapmayı düşündünüz, ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Ne Diyanet, ne İlahiyat Fakülteleri, ne de dindar kesim veya İslâmî medya bu sorunu görmezden gelemez. Bunu çözmek gerekiyor. Zira bu sorunu çözmek, hem toplumsal bir yükümlülüğümüz, hem toplumumuzda önemli fonksiyon ve misyonlar icrâ etmiş bulunan bir değerli kesimimize karşı insanî borcumuz, hem dinî ve ilmî kapasitesi olan kurumlar ve insanlar hakkında göstermemiz gereken ahlâkî bir davranış borcumuz, hem kökleri tarihimizin derinliklerine dayanan ve geçmiş tarihî-ilmî mirasımızı bize taşımada önemli görevler üstlenmiş bulunan bir kuruma karşı tarihî ve ilmî sorumluluğumuzdur. 
Öyleyse “ne yapmamız gerekir, bu sorunu çözme konusunda üstümüze nasıl bir görev düşmektedir ve şahsen veya kurumsal bir yetkiye sahip birisi olarak, ya da belli bir kurumu harekete geçirme yetkisine sahip özel ve tüzel kişiler olarak ne yapmalıyız?” Bu konuda da düşünmek gerekir.. Ben şahsen yapabildiğim tek bir görev olarak bu sorunu dile getirme ve bazı çözüm önerilerinde bulunma sorumluluğumu hissederek böyle bir yazıyı yazdım. Benim elimden bu geliyor, yetkililerimizin de ellerinden çok şey geliyor. O halde bu konudaki sorumluluğumuzu da eda etme yollarını arayalım. 
Ömrünün 50 senesini sırf bu medreselerin birisinde ders vermekle ve binlerce talebe yetiştirmekle geçiren bu medrese hocalarından emektar zir zatın evladı olarak, bazılarının “tepkisel” veya “duygusal” diye nitelendirmesine aldırmadan, sahip olduğum hissiyatımı arz etmek istedim. Darısı, çözümle mükellef olanların başına!..

(Devam edecek)

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika