.
Kendi benliğinden, varlığından kurtulup; ilahi mutlak varlıkta var olmayı ıstıraplarının, acılarının, yersizliğinin tek çözümü olarak gören Derviş; Baba Tahir Üryan, İran’ın (Doğu Kürdistan) LorîstanHemedanşehrinde doğmuş, yaşamış ve orada hakka yürümüştür. İran’da yetişen şâir ve velîlerden. Onuncu yüzyılın sonu ve on birinci yüzyılın başında yaşadı. İsmi Tâhir olup, Baba Tâhir ve Tâhir Uryân-ı Hemedânî diye meşhûr oldu. Kaynakların bildirdiğine göre İran’ın Hemedan şehrinde doğup Hemedan ile Lûristan’da yaşadığı anlaşılan Baba Tâhir Uryân 1010 (H.401) senesinde Hemedan’da vefât etti. Şehrin kuzey-batı tarafındaki Bun-i Bâzâr mahallesinde küçük bir tepe üzerinde defnedildi.
Kabri Hemedan’dadır. Baba Tahîr’in gerçek hayatıyla ilgili gerçek bilgilerden çok onun hakkında kaynaklarda sadece söylencelere rastlanıyor. Sokaklarda çırılçıplak gezdiği ve bu yüzden “Üryan” lakabını taşıdığı, kendisine “meczup” dendiği ve günlerce aç dolaştığı anlatılsa da bu söylencelerde, bugün onun 1123′te ölen Ömer Hayyam’dan yüzyıl önce, 1273′te ölen Mevlana Celâleddin Rumî’den iki yüz elli yıl önce çok büyük bir dörtlük ustası olduğunu biliniyor. Felsefi görüşü, imgeleri ve sınırsız doğa algısı ile kendisinden sonra gelenÖmer Hayyam, Yunus Emre, Mevlana Celaleddinî Rumî, Feqîyê Teyran,Melayê Cizîrî ve Ehmedê Xanî gibi birçok şairi, mutasavvıf kişiyide etkilemiştir. 1880 yılında Edvard Fitzgerald adlı oryantalistin bir araya topladığı 260 dörtlük “Baba Tahîr Divanı” adıyla, önce Tahran’da ardından İstanbul’da yayımlandı.
babateheruryan
“Nezanîn kêmasiyek e, nehînbûn kêmasiyek dubare ye”
“Bilmemek eksikliktir, öğrenmemek tekrar eksikliktir.”
Baba Tahir Üryan bir Yarêsan (Ahle Haq – Taife-i San ) şairidir. Şiirlerini Kürtçenin Lor (Lûrî, Lorî – Goranî) lehçesinde, diyalektiğinde yazmıştır.  Bazı şiirleri Yarêsanların kutsal kitabı da denen “Serencam”da yer almıştır. Doğum-vefat tarihleri tartışmalıdır ama 10.yy sonu ile 11.yy başı arasında (937–1010) yaşadığı bilinmektedir. Kürt şair, Filozof ve Ehl-i Haq (Tasavvuf) (Yarsan, Yaresani, Taife-i San) inancında bir ruhani, bir velidir. Türbesi Hemedan’da kendi adıyla anılan bir tepede bulunmaktadır.
Hatta bütün Türk ve İslam tarihçileri Selçuklu Devletinin kurucusu Tuğrul Bey’in bu tepeye varıp Baba Tahir’le sohbet etmeye ve nasihat almaya geldiğini yazar. Tuğrul Bey Hemedan’a geldiği zaman üç zât vardı. Bunlar: Baba Tâhir, Baba Câfer ve Şeyh Hamşâd’dı. Bu üç zât, Hemedan şehrinin kapısında yer alan ve Hızır adıyla anılan bir tepenin yanında idiler. Sultan onları görünce bineğini durdurdu. İndi ve Vezir Ebû Nasr el-Kundûrî ile onların yanına gelerek ellerini öptü. Baba Tâhir, Sultana; “Ey Türk! Allah’ın kulları ile ne yapacaksın?” diye sorunca, Sultan; “Siz ne emrederseniz onu yapacağım.” dedi. Baba Tâhir; “Muhakkak Allah adâlet ve ihsân yapmayı buyurur.” (Nahl sûresi:90) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okuyarak; “Allahü teâlânın buyurduklarını yap.” dedi. Sultan Tuğrul Bey ağlayarak; “Öyle yaparım.”dedi. Baba Tâhir, Sultanın elini tuttu ve; “Benden bunu kabûl et.” dedi. Sultan da; “Ettim.” dedi. Baba Tâhir parmağında bulunan ve yıllarca taktığı yüzüğünü parmağından çıkararak Sultanın parmağına taktı ve;“Âdil ol!” dedi. Sultan katıldığı her savaşta o yüzüğü parmağına takardı.
-2- Ömer Hayyam ( ö.1123), Mevlana Celalettini Rumi (ö.1273), Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre, Suhreverdiyê Şehrizorî, Molla Sadra, Melayê Cizirî, Ehmedê Xanî, Baba Tahir’in izindedir. Kuşçuoğlu’nun, Esterabad’lı Fazlullah’ın, Fuzlinin, Genceli Nizaminin, Viran Abdal’ın, Şah Hatayi’nin, Pir Sultan’ın, Kazak Abdal’ın, Kaygusuz Abdal’ın pîrî, varı, sözü, özü ve meydanıdır Baba Tahir Uryan. Baba Tahir, İran edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak önemlidir. Baba Tahir, Lori Kürt Lehçesi ile şiirlerini yazmıştır. Burdan, İran yazılı edebiyatının Kürtçe ve bir Kürt şairle başladığı ortaya çıktığından, İran dilbilimcileri Lorî dilini, Farsçanın bir lehçesi olarak kabul etmekte ve böylece soruna çözüm bulduklarına inanmaktadırlar.Baba Tahir, aynı zamanda islam öncesi Kürt edebiyat ve inancının da temsilcisidir.
Kürtlerde ruhanilere bav, bavo, bavê mın denildiği bilinmektedir. Bu nedenle “Baba” denmektedir. Aslen Kürt bir şair olan Baba Tahir Üryan, İranlı bazı çevreler tarafından bu şekilde kabul edilmez. Lur’ların Pers olduğunu iddia ederler çünkü Baba Tahir Üryan’ın Kürt olduğunu kabul etmeleri demek İran edebiyatının bir Kürt tarafından ortaya çıkması anlamına gelmektedir. Felsefi görüşü,imgeleri ve sınırsız doğa algısıyla muhteşem şiirler koymuştur ortaya. Dubeytî kitabı ,1983 yılında tahranda “Dîwanî şi’ri” Baba Tahiré Hemedanî adıyla yayınlanmıştır. Birçok beyitinin hala kayıp olduğu bilinmektedir. İstanbul Mezopotamya Kültür Merkezine (MKM) bağlı müzisyen, tiyatrocu, dansçı ve ritimcilerin bir araya gelerek 7 aylık çalışmanın neticesinde hazırladığı Baba Tahirî Üryan beyitlerinden oluşan Diwan-a Dubeytî adlı müzik, şiir ve dans gösterisi de daha önce doğu illerinde seyircilere sunulmuştur. Baba Tahir Üryan hakkında yapılan bazı araştırmalar sonucunda, dörtlüklerinden fikir edinerek Yunan Felsefesinden (Sokrates, Aristoteles) ve metafizikten de etkilendiği düşünülmektedir.
Baba Tâhir Uryân‘ın hayatı hakkında verilen bilgiler çok kısıtlı olup, daha çok kerâmetleri hakkında kıssalar anlatılmaktadır. O küçük yaştan itibâren ilim tahsili için gayret sarfetmekte bu hususta elde ettiklerini bir türlü yeterli bulmamaktadır. Rivayete göre bir gün Baba Tâhir, Hemedan Medresesi talebelerine ilim elde etmek için ne yapmak lâzım geldiğinisordu. Talebeler onunla alay etmek için bir kış gecesini havuzun buzlu suyu içinde geçirmesi gerektiğini tavsiye ettiler. Baba Tâhir bu tavsiyeyi aynen tatbik etti. Ertesi sabah ilahi güç (rabbani) ile kendisini ilim nûru ile aydınlanmış bulan Baba Tahir’in kurduğu ilk cümle şu olmuştur:

“Kürt geceledim,Arap uyandım”

Baba_tahir_Lur_Poet-Başka bir rivayete göreyse, Baba Tahir Üryan bu olanlardan sonra kandırıldığını anlamış ve kalbi kırılmıştır yaşadığı bu acı ve meczup hali, Allah’ın kelamıyla ilme dönüşmüştür.-

Bu vakadan sonra Baba Tâhir Uryân hazretlerinin pek çok kerâmetleri görülmüştür. Bir defâsında Elvend Dağının karını, içindeki ilâhî aşk ateşinin harâretiyle eritmiştir. Bir kere de ilm-i heyete, astronomiye dâir kendisine sorulan meselenin hallini ayak parmağının ucuyla çizmiştir. Böylece Hemedan ve Turistan bölgesinde şöhreti artan Baba Tâhir Uryân’ın duâsına kavuşmak ve sohbetinden istifâde etmek isteyenler onun huzuruna koşmaya başlamışlardır.

Zâhirî ilimlerde âlim, tasavvufta yetişmiş bir velî olan Baba Tâhir Uryân’ın asıl şöhreti şâirliğinden gelmektedir. İran edebiyâtında daha çok Lûristan (Lûrî) lehçesiyle söylediği ârifâne ve etkileyici beyitleriyle ün kazanmıştır. Dübeyit adı verilen bu şiirlerin ölçüsü normal rubâî vezninden biraz farklıdır. Zamanla halk arasında yaygınlaştıkça bâzı değişikliklere uğrayan bu şiirler orijinalliklerinden bâzı şeyler kaybetmişlerdir. Baba Tâhir’in dübeyitleri (rubâi) dışındaki en önemli eseri, ahlâkî, tasavvufî konulardaki bâzı düşüncelerini özlü bir biçimde ifâde ettiği Arapça bir eserden Kelimâtü’l-Kısâr (Kısa Sözler) adlı mecmûadır. Tasavvuf erbâbı arasında büyük rağbet gören bu eser, yirmi üç bâbdan ibâret olup, Farsça ve Arapça çeşitli şerhleri yapılmıştır. Baba Tâhir’in dübeyitleri, bâzı gazelleri ve Kelimâtü’l-Kısâradlı veciz sözler mecmûasını ihtivâ eden dîvânı, 1927 senesindeArmağan Dergisi’ni yayınlayan Hüseyin Vâhid Destgerdî tarafından Tahran’da neşredildi. Bu dîvânın Kelimâtü’l-Kısâr dışındaki dübeyitleri ve gazelleri ihtivâ eden kısmı Türkçe’ye çevrilmiştir. Aynı zamanda eserleri İran müziğini de etkilemiş ve müzik olarak besteleri yapılmıştır. Bunlardan bir tanesini Mohsen Namjoo seslendirmektedir.

Her ew ku aşiqê ji can natirse
Aşiq ji zencîr û zîndan natirse
Dilê aşiq weke gurê birçî ye
Ku ew ji heyheya şivan natirse
-Bava Tahêr Ûryan-

Âşık olan canından korkmaz
Zincirden, zindandan korkmaz
Âşığın gönlü aç bir kurt gibidir
Çobanın heyheyinden korkmaz
(Çeviri: Kul Seyyid)

Baba Tahir Üryan’ın “Kürt Geceledim Arap Uyandım” sözünü neden kullandığı çok tartışılmıştır; fakat kesin olan bir şey var ki hakim kültür, egemen güç ne ise yaşadığınız coğrafyada sizde o gücün, egemenin argümanı ile kendinizi ifade etmek zorunda kalıyorsunuz. Baba Tahir Üryan bunu vurgulamıştır. Gece Kürt uyumuş sabah uyandığında Araplar tüm coğrafyayı ele geçirmiş, hakim güç olmuştur.

Peki bunu nereden anlıyoruz? Zerdüştiliğe mensup olduğu anlaşılan bir şairce 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine Gorani (Goranîlerin Tümü Alevîdir) lehçesiyle yazılan bir şiir, dini temalı en eski şiirlerden biridir. Bu şiirde, İslâm Halife ordularının Zerdüşti topluluklara karşı yaptığı katliam anlatılmakta ve lânetlenmektedir.

Kutsal yerler yakıldı, kutsal ateşler söndü
Herkesten saklandı namlı büyükler
İslam orduları girdi ta Fırat’a değin
Köylerden tut da ta Şehrizor’a kadar

Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar
Kendi kanında boğuldu özgür adamlar
Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ün töresi, dini
Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birini.

Görüldüğü gibi islam orduları gelmeden önce bölgede yaşayan insanların islami bir inancı yoktur ve islamı kabul etmenin hiçte kolay olmadığı anlaşılmaktadır. Yüz yıllar boyu bu sancı devam etmiştir. Baba Tahir de bu sözüyle egemen dilde veli, ruhani olunabileceğini ifade etmiştir. Öyle ki tıpkı Alevî inancının islamî zahiri kisvelere bürünmesi gibi, Ahle Haq Alevîleride inançlarını sırlamışlar, bir zahirî kabuğa büründürmüşlerdir. Belki de inanca giriş törenleri sırasında Hindistan cevizi dağıtmalarının sırrı da budur “Kabuğa aldanma, kabuk gizdir, aslı içindedir, iç’dir, ulaşman için kabuğu kırman gerekir; hazine kabuğun ardındadır” demek isteniyordur.

 

Mohsen Namjoo / Va va Leili (Baba Tahir Üryan)