Dolar : Alış : 5.8826 / Satış : 5.8932
Euro : Alış : 6.6316 / Satış : 6.6436
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul28°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 362 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Adem (A.S.)’İn Yaratılışı

27 Ekim 2015 - 722 views kez okunmuş
Ana Sayfa » İSLAM TARİHİ»Adem (A.S.)’İn Yaratılışı
Adem (A.S.)’İn Yaratılışı

Adem (A.S.)’İn Yaratılışı

Allah Teâlâ buyuruyor ki:

«Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halife (vekilim olan insan), var edeceğim” demişti; melekler, “orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve seni takdis etmekte bulunuyoruz” dediler; Allah “Şüphesiz ben, sizin bilme­diklerinizi bilirim” dedi. Ve Adem’e herşeyin ismini öğretti; sonra onla­rı meleklere gösterdi: “Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimle­rini bana söyleyin” dedi. Cevap verdiler: “Sen münezzehsin, öğrettiğin­den başka bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen hem Bilen’sin, hem Hakîm’sin”. Allah “Ey Adem, onlara isimlerim söyle” dedi. Adem isimle­rini söyleyince, Allah “Ben gökler ve yerde görünmeyeni biliyorum, si­zin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söyle­memiş miydim?” dedi. Meleklere, “Adem’e secde edin,” demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler; o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. “Ey Adem! Eşin ve sen Cennet’te kal, orada olandan is­tediğiniz yerde bol bol yeyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalim­lerden olursunuz” dedik. Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara “Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz” dedik. Adem, Rabbinden emirler aldı; onları yerine getirdi, Rabbi de bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o tevbeleri daima kabul edendir. Merha­metli olandır. “Oradan hepiniz çıkın, tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir. Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur; onlar üzül­meyeceklerdir” dedik. İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayan­lar, cehennemlik olanlardır. Onlar orada temelli kalacaklardır.» (el-Bakara, 30-39.)

«Allah’ın katında İsa’nın durumu, -kendisini topraktan yaratıp sonra “ol” demesiyle olmuş olan- Adem’in durumu gibidir.» (ÂH Imrân, 59.)

«Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize hürmet­sizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’ın ve akrabanın haklarına riayet ediniz. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.» <en-Nîsâ,1.)

«Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık.

Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tamyası-nız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, ona karşı gelmekten en çok sakınamnızdır. Allah Bilen’dir, Haberdar’dır.» (el-Hueurât, ıa.)

«Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah’tır.» (el-A’râf, 189.)

«”Andolsun ki sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere: “Adem’e secde edin” dedik; İblis’ten başka hepsi secde etti. O, secde edenlerden olmadı. Allah, “Sana emrettiğim halde seni secdeden alıko­yan nedir?” dedi. “Beni ateşten, onu çamurdan yarattın. Ben ondan üs­tünüm” cevabını verdi. Ona: “İn oradan, orada büyüklenmek sana düş­mez. Defol, sen alçağın birisin” dedi.

“İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar beni ertele” dedi. Allah, “Sen erteye bırakılanlardansın” dedi. “Beni azdırdığın için, andolsun İd, senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarmdan, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu sana şük­reder bulamayacaksın” dedi. Allah, “Yerilmiş ve kovulmuşsun, oradan defol; andolsun ki insanlardan sana kim uyarsa, onları ve sizi, hepinizi Cehennem’e dolduracağım” dedi. “Ey Adem! Sen ve eşin Cennet’te kalın ve istediğiniz yerden yeyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalim­lerden olursunuz”. Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için on­lara fısıldadı: “Rabbinizin sizi bu ağaçtan men’ etmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir”.”Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim” diye ikisine yemin etti.

Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıkların­da, kendilerine ayıp yerleri göründü; Cennet yapraklarından oralarına örtmeğe koyuldular. Rabbleri onlara, “Ben sizi o ağaçtan men’ etmemiş miydim? Şeytan’m size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miy­dim?” diye seslendi. Her ikisi, “Rabbimiz! Kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz” de­diler. “Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz”. “Orada yaşar, orada ölür ve orada dirilirsiniz” dedi,» (el-A’rfif, 11-25.)

«Sizi yerden yarattık, oraya döndüreceğiz. Sizi tekrar oradan çıka­racağız.» (Tâ-hâ, 55.)

«Andolsun ki insanı balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık. Cinleri de daha önce, alevli ateşten yarattık. Rabbin meleklere: “Ben balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın” demişti. Bunun üzerine, İblis’in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi. Allah: “Ey İblis! Secde edenlerle beraber ol­maktan seni alıkoyan nedir?” dedi. O: “Balçıktan, işlenebilen kara top­raktan yarattığın insana secde edemem” dedi. “Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır” dedi. “Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele” dedi. Allah: “Sen, bilinen gün gelene kadar erteye bırakılanlardansın” dedi. “Rabbim! Beni saptırdığın için, andolsun ki fenalıkları onlara gü­zel göstereceğim. Halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptı­racağım” dedi. Allah şöyle dedi: “Benim taahhüd ettiğim dosdoğru yol şudur ki: “Kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır”. “Ve Cehennem onların hepsinin topla­nacağı yerdir”. O Cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların gi­recekleri ayrılmış bir kısım vardır.» (el-Hicr, 26-44.)

«Meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik. İblis’ten başka hepsi sec­de etmiş,, o ise: “Çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?” demişti. “Benden üstün kıldığını görüyor musun? Kıyamet gününe kadar beni ertelersen, andolsun ki, azı bir yana, onun soyunu kendi buyruğum altı­na alacağım” demişti. Allah: “Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa bil ki, Cehennem hepinizin cezası olur, hem de tam bir ceza” dedi. “Sesinle, gücünün yettiğini yerinden oynat, onlara karşı yaya ve atlılarınla hay-kırarak yürü, mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara vaadlerde bu­lun”. -Ama Şeytan sadece onları aldatmak için vaad eder.- Doğrusu be­nim mü’min kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter” (el-lsra, 61-66.)

«Meleklere: ‘Adem’e secde edin” demiştik. İblis’ten başka hepsi sec­de etmişti. O, cinlerden idi. Rabbi’nin buyruğu dışına çıktı. Ey insano-ğulları! Siz beri bırakıp size düşman olan onu ve soyunu dost mu edini­yorsunuz? Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir!» (el-Kehf, 50.)

«Andolsun ki daha önce Adem’e ahid vermiştik, fakat unuttu. Onu azimli bulmadık. Meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik; İblis’ten baş­ka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.» “Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşi­nin düşmanıdır. Sakın sizi Cennet’ten çıkarmasın. Yoksa bedbaht olur­sun. Doğrusu Cennet’te ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne su­sarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın” dedik. Ama Şeytan ona vesvese verip: “Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir salta­natı göstereyim mi?” dedi. Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvasmdan yedi. Ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklanyla örtünmeye koyul­dular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı. Rabbi yine de onu seçip tevbesini kabul etti, ona doğru yolu gösterdi. Onlara şöyle dedi: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size, benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur”. Benim kitabımdan yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak hasrederiz. O zaman: “Rabbim! Beni ni-Çin kör olarak hasrettin? Oysa ben gören bir kimseydim” der. Allah:

“Böyledir , ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun. Bugün de öylece unutulursun” der.» (Tâ-hâ, 115-126.)

«De ki: “Bu Kur’ân büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyor­sunuz.” “Yüce âlemde olan tartışmalara dair bir bilgim yoktu”. “Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım”. Rab-bin meleklere şöyle demişti: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğim zaman ona secdeye kapanın”. İblis’ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu. Allah: “Ey İblis! Kudretimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlandın mı?” dedi. İblis: “Ben ondan daha üstünüm; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarat­tın”[1] dedi. Allah: “Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir” dedi. “Rabbim! Dirilecekleri güne ka­dar beni ertele” dedi. Allah: “Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlar­dansın” dedi. İblis: “Senin kudretine andolsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım” dedi. Allah: “Doğru­dur; işte Ben hakikati’ söylüyorum. Sen ve sana uyanların hepsiyle Ce-hennem’i dolduracağım” dedi. Ey Muhammedi De İd: “Buna karşılık siz­den bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia edenlerden de değilim”. “Bu Kur’an, ancak âlemler için bir öğüttür”. “Onun verdiği ha­berin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz.”» (Sâd, 67-88.)

Kur’ân-ı Kerim’in değişik bölümlerinden alıntılar yaparak Adem (a.s.)’in kıssasını anlatmış olduk. Bu ayetlerin tümü üzerinde tefsirde1 gerekli açıklamalarda bulunmuştuk. Ancak burada, bu ayet-i kerimele­rin ve bunlarla ilgili olarak Rasûlullah (s.a.v.)’dan nakledilen hadis-i şe­riflerin ifade ettikleri manalar üzerinde duracağız. Her hususta kendi­sinden yardım istenilen zat, yüce Allah’tır.

Yüce Allah, meleklere hitabederek şöyle buyurmuştu: “Ben yeryü­zünde bir halife varedeceğim” (d-Bakara, 30.) Bu ayet-i kerimeyle Cenâb-ı Allah, birbirlerinin peşi sıra gelecek ve birbirlerinin yerine geçecek olan Adem ve zürriyetini yaratmak istediğini bildirmişti. Nitekim buna işa­retle, başka ayet-i kerimelerde de şöyle buyurulmuştur: ‘

“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan O’dur” (el-En’âm, 165.)

“Sizi yeryüzü­nün halifeleri (sahipleri) yapan….” (en-Neml, 62.)

Cenâb-ı Allah, Adem ve zürriyetini yaratmanın önemini bildirmek için meleklere bu şekilde hitapta bulunmuş ve bu büyük işi, vukuundan önce haber vermişti. Melekler de -bazı bilgisiz tefsircilerin sandıkları gi­bi itiraz etmek veya ademoğlunu küçümsemek yahut onları çekememek nedeniyle değil- bu işin hikmetim öğrenip açığa çıkarmak gayesiyle şu soruyu sormuşlardı: “Orada (yeryüzünde) bozgunculuk yapacak, kan­lar akıtacak birini mi var edeceksin?” (el-Bakara, 30.)

Meleklerin, ademoğlunun yeryüzünde bozgunculuk yapacağını, Adem (a.s.)’den önce cinlerin ve binlerin[2] yaptıkları bozgunculuklara kıyaslayarak öne sürdükleri söylenir.

Abdullah b. Ömer (r.a.)’e göre cinler, Adem (a.s.)’den iki bin yıl önce vardı. Cinayetler işleyerek kanlar akıttılar. Allah, üzerlerine melekler­den bir ordu gönderdi. Bu ordu onları adalara sürdü. îbn Abbas (r.a.)’da bu doğrultuda görüş beyanında bulunmuştur. Hasan (r.a.) ise, melekle­rin aldıkları ilham neticesinde böyle konuştuklarım söylemiştir. Melek­lerin, topraktan -çoğunlukla- ancak bu evsafta varlıklar yaratılabilece­ğini bildikleri için Adem ve zürriyeti hakkında böyle konuştukları da söylenmektedir.

“Oysa biz seni överek yüceltiyor ve seni takdis etmekte bulunuyo­ruz”. (ei-Bakara, 30.) Yani ey Rabbinıiz, sana süreldi olarak ibadet ediyoruz. Bizden sana karşı gelen hiç bir kimse yoktur. Eğer bu Adem ve zürriyeti­ni yaratmaktaki maksadın, sana ibadet etmeleri ise, bizler gece ve gün­düz demeden ibadetimizi sürdürür ve hiç ara vermeyiz. Cenâb-ı Allah: “Şüphesiz Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi. (cî-Bakara, 30.) Melekle­rim, Adem ve neslini yaratma konusunda sizin bilmediğiniz yararlar bulunduğunu bilmekteyim. Yani bunların arasından nebiler, rasûller, sıddıklar, şehidler ve salih kimseler çıkacaktır.

Böyle dedikten sonra, Adem (a.s.)’in ilim alanındaki şeref ve üs­tünlüğünü onlara açıkladı. Ve şöyle buyurdu: “Ve Adem’e herşeyin ismi­ni Öğretti” (el-Bakara, 31.)

İbn Abbas: “Bunlar, halkın birbirleriyle konuşup anlaştıkları insan, hayvan, yer, ova, deniz, dağ, deve, eşek ve bunlara benzer grup, cins ve benzeri şeylerin isimleridir.”[3] demiştir.

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

TemaFabrika