Dolar : Alış : 5.9944 / Satış : 6.0052
Euro : Alış : 6.8267 / Satış : 6.8390
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul33°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 22 Kategoride 360 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Şeyh Said: Anılar ve Anlamak

25 Ekim 2015 - 1.052 views kez okunmuş
Ana Sayfa » LÊKOLÎN-ARAŞTIRMA»Şeyh Said: Anılar ve Anlamak
Şeyh Said: Anılar ve Anlamak

sait_isyani
Şeyh Said: Anılar ve Anlamak

Şeyh Said’i anlamak elbette kolay değil. En az bir asırdır dezenformasyona tabi tutulan ve toplum nazarında her türlü karalama ve şaibeye maruz bırakılan iki şeyin birden tecelli ettiği bir portre ve pratik: İslamiyet ve Kürdlük.

Necat Zivingî Özdemir

Şeyh Said Hareketinden Bir Savaşçının Anıları

1925 yılında bir Nakşibendî şeyhi olan Şeyh Said öncülüğünde, “Kürdistan İstiklal ve İstihlas Cemiyeti – Azadi”nin ön hazırlıklarını yaptığı bir hareket başlatılmış; planlanan zamandan önce başlayan hareket akim kalmıştır.

Başkaldırı sonunda Şark İstiklal Mahkemesi kararıyla 29 Haziran 1925 tarihinde Şeyh Said ve 46 arkadaşı sabaha doğru Diyarbekir’de idam edilmişlerdir.

Başkaldırı, Kürdistan tarihinin en önemli başkaldırısı olma hüviyetine sahiptir. İslami kimlikleriyle ön plana çıkan âlim ve şeyhlerin öncülüğünde gerçekleşen başkaldırı, din-milliyet bütünlüğü içerisinde, geniş bir coğrafya ve yaygın bir katılımla gerçekleşmiştir.

Böyle olmakla beraber, yetkin bir siyasi ve askeri organizasyondan yoksun oluşu ve Kürd halkının içerisinde bulunduğu bilinçsizlik hareketin amacına ulaşmasına engel olmuştur.

1925 Şeyh Said Hareketi sadece bir coğrafyada, ülkede ya da bölgede değil neredeyse tüm dünyada bir şekilde ses getirmiş, tartışılmış ve binlerce analize konu olmuştur.

Dönemin New York Times, The Manchester Guardian, The Observer, Chicago Daily Tribune ve Time gibi gazeteleri harekete ilişkin onlarca habere yer vermiş, bu yayınlardan bazılarının muhabirleri Şeyh Said’in duruşmalarına katılıp gözlemlerini gazetelerinde yayımlamışlardır. Bu şöhretine rağmen, uzaktaki yazar ve analistler bir yana, ne yazık ki gerçekleştiği coğrafyada yaşayanlarca bile hareket gereği gibi tanınmamış, analize tabi tutulmamıştır.

Şeyh Said Hareketi denince o harekette bizzat bulunmuş kişilerin yazdığı kitap, hatıra ve makaleler ilk akla gelen eserler olmalıyken; siyasi karartma, çekişme, tartışma ve kamplaşmalar nedeniyle böyle olmamıştır. Kim, hangi kamptan ise oranın havasına göre yazılmış subjektif eserleri kaynak kabul etmiş, böyle olunca ister istemez özden ve asıldan uzaklaşma meydana gelmiştir.

Bundan ötürü Şeyh Said Hareketinde bulunup sonrasında yıllarca dağlarda direnişe devam etmiş, Ağrı başkaldırısına katılmış, zindan yatmış ve çıktıktan sonra Türkiye devletinin sınırları dışına çıkıp 1985 yılına kadar yaşamını sürdürmüş Hesen Hişyar Serdî gibi birinin yazdığı bir eser bile tanınmamış, yayılmamıştır.

Oysa bu esere genel itibariyle gayet objektif ve olgun bir üslup hâkimdir. Genelle kıyaslandığında az miktarda öznel değerlendirmeler de yer almaktadır. Özellikle dini endişe sahibi okurun takılmamaya dikkat edeceği yönü kitabın ilk bölümlerinde fazlalık olarak da nitelenebilecek bir kısım bilgilerdir.

Yine bir dönem yaşadıkları derin inkisar nedeniyle Kürdler’in siyasi fikir sahiplerinin önemli bir kısmının yaşadığı dine dair savrulmaların bir kısım örnekleri bu kitabın da bazı sayfalarında mevcut. Bunlara ve kitaptaki Türkçe dil sorunlarına takılmadan, kitabın neredeyse tamamını teşkil eden önemli bilgilere önem verilmeli, o değerli bilgiler hezeyan olarak da nitelenebilecek birkaç değerlendirmeye kurban edilmemelidir. Bu şekilde ele alındığında okur, seçkin kaynaklardan biri olacak düzeyde bir eserle karşı karşıya olduğunu görecektir.

Hesen Hişyar (Hasan Hışyar), dini endişe sahibi biri olmamasına rağmen Şeyh Said hareketini saptırma ve ideolojik bir üslupla yorumlama yoluna gitmemiş, o günün stranlarından tanıklarına kadar neredeyse herkesin kullandığı tevatür haline gelen üslubu kullanmış ve hareketin geçirdiği safhaları doğal bir şekilde anlatmıştır.

Küçük bir örnek vermek gerekirse Hesen Hişyar, kitapta Kürdler’in serencâmını dikkat çekici şu cümlelerle anlatmaktadır: “1923’te Osmanlı imparatorluğu kaldırıldı. Tüm Arap, Balkan, Afrika ülkeleri, Osmanlı’nın egemenliğinden çıktı. Tarihlerini yeniden beyaz bir sayfaya yazmak üzere işe koyuldular. Yalnız biz Kürdler o karanlık çadırın altında, fırtınalı arbedeleri aşamadık. Bu kez aynı icraatı Kemalistler, sultanlardan devralarak yürüttü. Padişah gitti, paşa geldi. Yaşatılanlar farksızdı… 1925 – 1938 yıllarında biz haklı davamız için belli başlı ve kanlı üç silahlı ayaklanma yaşadık.”

Kitapta Kürdistan’ın kısa tarihçesinden toplumsal geleneklere, 1800’lerin başından itibaren yoğunlaşan Kürd isyanlarından yazarın bizzat şahit olduğu Ermeni olaylarına, uzun uzadıya Şeyh Said Hareketi’nden sonrasında gerçekleşen direnişlere ve Ağrı Başkaldırısına kadar birçok konuda dikkat çekici bilgilere rastlamak mümkün.

Özellikle Şeyh Said Hareketi’ni, bizzat harekete katılmış, birçok cephedeki savaşlarda bulunmuş birinin ağzından öne çıkan simalar, olaylar ve cephelerle bir film gibi görmek isterseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız.

Türkçe ismi “Görüş ve Anılarım” olan kitap, bir hatırat olmaktan çok daha fazlasıdır. Hesen Hişyar kendini anlatmaktan ziyade karşılaştığı tarihi olayları ayrıntılı bir şekilde anlatmayı öncelemiş, bu yönüyle eser, önemli bir tarih kitabı rolü görmüştür.

Eserin orijinali 500 sayfa olup Kürdçe yazılmıştır. Kürdçe yazılmış olması da önemli bir cesaret ve dirayet örneğidir.

İlk baskısı 1993 yılında Lübnan’ın Beyrut kentinde yapılmış, daha sonra Türkçe’ye tercüme edilerek Med Yayınları tarafından “Görüş ve Anılarım” adıyla 1994 yılında İstanbul’da basılmıştır.

Hesen Hişyar’ın bu değerli eserine ek olarak, aynı kategoride olması hasebiyle Kadri Cemilpaşa’nın Türkçe kaleme aldığı “Doza Kurdistan” adlı kitabı da bir dönemi ve yakın tarihi anlamak açısından büyük öneme sahip, altın değerinde bir kaynaktır.

O dönemin bir aktörü ve tanığı olarak Kadri Cemilpaşa da bu eserini gayet olgun bir üslupla kaleme almış, bizlere değerli bir miras bırakmıştır.

Şeyh Said hareketi gibi tarihsel hafızamızın önemli bir kısmını teşkil eden bir hareketin dönüm noktalarına ilişkin yıldönümlerinde, hareketi ve yaşananları anlamaya dönük okumaların yapılması toplumsal ilerleme ve olgunlaşma noktasında büyük katkı sağlayacak, bilgi kirliliği, çelişki ve çatışmalarısonlandıracaktır.

***

Şeyh Said’i Anlamak

Yanlışların tekrar edilmemesi, kimin nerede durduğunun anlaşılması ve ibret alınması için tarihi olay ve kişileri doğru bir şekilde okuyup anlamak bir erdem ve görevdir.

Halkımız ve coğrafyamızın tarihine damgasını vurmuş bir hareketin öncülüğünü yapmış olan Şeyh Said’in halen gereği gibi anlaşılmamış olması büyük oranda okuma ve araştırma zaafiyetidir. Ortalama halk kitlelerinde değil, toplumun karşısına araştırmacı-yazar diye çıkan kimselerde olan bir zaafiyet.

Kendi duygu ve düşüncelerini olay ve kişilere giydirmek suretiyle işin içinden sıyrılma yönelimi de ayrıca insanları bu zaafiyete sürüklüyor.

Tarihi gerçekleri nakletmekle bir kısım odakların tepkisini çekme riski de bazı araştırmaları bu zaafiyete düşüren nedenlerden.

Şeyh Said gibi, çok değil 90 yıl önce tarih sahnesine çıkmış, bir toplumun milli ve manevi tarihine damgasını vurmuş bir portreyi tanımak ve anlamak zor değil. Eğer Şeyh Said ve davası bugün bir anlaşılmazlık heyûlası içerisinde ise, en önemli faktör egemenlerin anlaşılmasını istememesidir.

Egemenler, bu anlaşılmazlığı sağlayabilmek için Şeyh Said’i ve davasını bugünkü söylem ve aktörler üzerinden tartışmaya açar; akıldan ziyade duygu ve tarafgirliğin işlediği bir zeminde anlaşılmazlık ve karmaşa derinleşir.

Şeyh Said’i anlamak isteyen kim ve kimlerden olursa olsun; bugünkü algı, aktör ve söylemlerden sıyrılarak tarihi bir süreç, dava ve portreye o günkü koşullar doğrultusunda bakabilirse doğru sonuca ulaşacaktır. Bu başarıldığı takdirde Şeyh Said de davası da, derdi de net bir şekilde anlaşılmış, açıklığa kavuşturulmuş olur. Ancak bundan sonra, bugünkü algı ve aktörler o günlerin ve kişilerin bakiyesi olarak değerlendirmeye tabi tutulabilir.

Böyle olmakla beraber Şeyh Said’i anlamak elbette kolay değil. En az bir asırdır dezenformasyona tabi tutulan ve toplum nazarında her türlü karalama ve şaibeye maruz bırakılan iki şeyin birden tecelli ettiği bir portre ve pratik: İslamiyet ve Kürdlük.

Her ikisi de en az bir asırdır öcü muamelesine tabi tutuluyor ve insanlarla aralarına, düşmanlık başarılamasa da, en azından mesafe konulmak için türlü dezenformasyonlar yapılıyor. Daha da vahim boyutu ikisinin çarpıştırılması ya da yarıştırılması… Bu durumda Şeyh Said’i anlamak gerçekten iyi bir vicdan, anlayış ve kavrama yetisi gerektiriyor…

Şeyh Said’i anlayabilmek için, en az bir asırdır her türlü sinsi iç-dış telkine maruz bırakılan İslamiyet ve Kürdlük noktasındaki önyargılardan sıyrılmak lazım.

İslamiyet, bin dört yüz yıldır varlığını devam ettiren bir yaşam tarzı ve dinimiz… Kürdlük, Allah’ın doğuştan verdiği hak ve yetkilerle donanmış bir kimlik… Biri diğerinin alternatifi değil. Güneş ışığının kara ve deniz gibi farklılıklarda tecellisi gibi, İslamiyet de Kürd, Türk, Arab gibi farklı insan topluluklarında; Kürdistan, Türkistan, Arabistan gibi farklı bölgelerde; Asya, Afrika ve Avrupa gibi farklı kıtalarda tecellisi olan bir güneş…

Şeyh Şamil Çeçenistan özgürlük mücadelesinin simgesi olduğu gibi, Ahmed Şah Mesud’lar Afgan halkının, Tunku Hasan Di Tiro’lar Endonezya’nın, Abdülhamid Badis’ler Cezayir’in, Ömer Muhtar’lar Libya’nın özgürlük kahramanı… Ancak tüm bu isimler İslami kişilikleriyle tebarüz eden ve yeryüzünün herhangi bir parçasında iktidar sahibi olmaları durumunda Kur’an’ın vazettiği ilkeleri, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazret-i Muhammed’in pratize ettiği şekilde uygulayacak olan insanlardır. İslami kişilikleri onların Çeçen, Afgan, Cezayir, Endonezya ya da Libyalı birer halk adıyla ve halkın özgürlük mücadelesiyle anılmalarına tezat teşkil etmediği gibi, halkları ve coğrafyalarının adıyla anılmak da onların İslami kişiliklerine hiçbir surette halel getirmez. Aksine birbirini tamamlar. Bu kadar net!

Bu minvalde Şeyh Said için de Kürdistan özgürlük mücadelesinin başat bir aktörü yakıştırması, onun davasının İslamiyet ve İslam şeriatının tatbiki olduğu gerçeğine hiçbir surette halel getirmez.

Öte taraftan diğer örneklerdeki mezalimi gerçekleştirenlerin gayr-i müslim oluşları onların zulmünün rengini değiştirmediği gibi, Kürdistan’daki mezalimi gerçekleştirenlerin Müslüman olmaları da işin rengini değiştirmez. Bunu en açık ifadesiyle Şeyh Said’in mensubu olduğu ehl-i beyt imamlarının pratiklerinden ve Hz. Hüseyin Efendimiz’in halife unvanını taşıyan Yezid ve saltanatına olan kıyamından çıkarmak mümkündür.

Sosyal hayat kişinin hukukuna tecavüzün, özellikle mala yönelik gasp ve işgalin en çok “kardeş” ve “yakın”lardan geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Gasp ve işgal edenin “kardeş-yakın” olması fiilin suç oluşunu ve ona karşı çıkma meşruiyetini değiştirmez. Şeyh Said’i diğer örneklerden ayıran farklardan biri de bu olsa gerek. Bu anlamda Şeyh Said’i manevi referanslar itibariyle anlamak için Hazreti Hüseyin’in iç muhalefet pratiğinin bilinmesi lazım.

Sonuç olarak; Şeyh Said’in kim olduğu, neyi amaçladığı sır değil. Dönemin onlarca tanık ve hatıratlarından Şeyh Said’in evlat ve torunlarına kadar yüzlerce belge ve delil mevcut. Dönemin tanıklarından bir tek kişinin hatıratını bile okumadan Şeyh Said ve dönem nasıl anlaşılabilir!

Şeyh Said’i anlamaya çalışmalı, ona anlam vermeye ya da onun etrafında anlam karmaşası oluşturmaya değil.

Şeyh Said sosyal adaleti sağlamak istedi diyen bir modernist de, İslam şeriatını tatbike çalıştı diyen bir müslüman da, Kürdler’in ve Kürdistan’ın hukukunu savundu diyen bir Kürd de, cihad edip şehadete kavuştu diyen bir davetçi de doğru söylemektedir. Çünkü Şeyh Said müstesna duruşu ve kuşatıcı çıkışıyla bir İslam âliminin gerçek anlamdaki toplumsal önderlik örneğini ortaya koymuştur.

Şehadet yıldönümünde aziz şehid Şeyh Said-i Palevi ve dava arkadaşlarını, değerli siyaset adamı Seyyid Abdülkadir Nehri’yi, Cibranlı Halid Bey, Yusuf Ziya Bey, Hanili Salih Bey ve diğer azizleri rahmet ve minnetle yâd ediyoruz…
www.haberdiyarbakir.com

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika